EBİLTEM blog sayfasına hoşgeldiniz.

Üniversite-Sanayi İşbirliği, Teknoloji Transferi, Patent, Avrupa Birliği Projeleri, Teknoloji Trendleri ve İnovasyon...

ShareThis

5 Mart 2013 Salı

Finansal Açıdan ve Etkinlik Açısından Yeşil Enerji Kaynakları



Finansal Açıdan ve Etkinlik Açısından Yeşil Enerji Kaynakları

Artık evlerde kullanılan yani hane halkının tüketiminde olan enerji bile bulunduğu yerde üretilebiliyor!

Sadece endüstriyel kullanım için değil apartmanların çatılarına yerleştirilen ve içerisinde fotovoltaik piller olan güneş panelleriyle bu mümkün!

Günümüzde enerji kaynaklarının enerji talebini karşılayabilmesi dünya açısından hem bir sorun hem de etkinliğin ve maliyetle beraber karlılığın doğru analizi sonucunda oluşacak katma değeri yüksek bir pazar. Bununla beraber belli bir ömrü olan yani tükenebilir fosil kaynaklar yerine yenilenebilir enerji kaynakları yani güneş, rüzgar gibi yeşil enerji kaynaklarının kullanımı da her geçen gün hem ekonomik hem de çevresel sebeplerden ötürü artmakta. Aşağıda orijinali İngilizce olan yazının amacı da, yeşil enerji kaynakları hakkında bilgilendirme yapıp bu kaynakların kullanım örneklerini finansal yönden incelemektir. 

Green Energy Elements – Green Finance

Today energy demand and supply are one of the most important discussing points in the world. For a sustainable energy supply, in other words the ability of future of energy supply, in order to meeting with needs of energy renewable energy sources should be more common used. This article aims to identify various green energy sources such as solar and wind energy and biofuels, government support for this industry and main companies in this sector.

Renewable energy, after its generation, needs to be stored in a medium for use with autonomous devices as well as vehicles (Source: Wikipedia). Instead of carbon and petrol using, renewable energy sources are important for not only environmental issues and but also future of the sector so awareness of elements of green energy will provide more healthy, cheaper and more effective energy in not only industrial way but also domestic way.
Green Energy Elements

Geothermal Power: Geothermal energy is a heat that is living earth’s crust. Waters that are outcrops procures to be able to benefit from geothermal power in mostly heating applications and electricity production.

Solar Energy: Solar energy is based on technology of acquiring energy from sunlight. Since 1970 not only costs of solar energy has started to decrease, but also technological developments has started to increase and solar energy has been accepted as a clean energy source.

In the past solar energy systems were using in order to heat the water but now photovoltaic panels that have 15% performance of solar energy are giving the chance of electricity producing.

Average sunbath time of Turkey is 2623 hours for a year. So this number equals to 110 days sunbath time in total. Solar collectors can produce nearly full capacity even in foggy and cloudy weather conditions because ultraviolet radiations can pass the cloudy surfaces.

Most common solar energy applications are;

o   Heating water,

o   Electricity production.
 
Wind Energy: Wind energy is not only clean, abundant and renewable but also has exploit opportunity in all over the World. Structure of wind towers consist of wind turbines that has very big rotor in order to transmitting wind energy to electrical energy. These turbines can be in the ground or inflight.

Hydrogen Energy: Hydrogen is a clean energy source that can be produced from primary energy sources with extricating hydrogen in water and natural gas. Nowadays some automotive companies are using hybrid systems using both hydrogen & petrol. Hybrid systems are decreasing released polluted air 30 – 40 percent comparing with other systems.

Wave Power: Wave energy is a kind of renewable energy that can practiced on waves on oceans and big seas. Total potential wave energy is more than 2.5 terra watt (Tidal power’s energy). Countries that have powerful winds on their coasts can use wave energy for their energy needs’ 5 percent or more.

Tidal Power: Tidal energy that practices upon tidal actions in seas is a renewable energy source. The reversible movement of tidal turbines benefits from sea’s swell and descend and works for producing electricity while using this sea level difference.

Green Finance

Green energy sources provide to community eco-friendly energy such as solar energy, wind energy, wave energy that can be applied to mostly produce electricity, heat water. Comparing with other energy elements setting up a green energy plant has also cost advantages. For example directly related with construction sector, building a greenhouse that can produce energy on its own, effects on general costs of construction between 2 and 8 percent of increasing but at the same time it effects between 35 and 40 percent of decreasing on energy costs (Source: Ekonomi, Milliyet).

Looking for general data of all green sources;

Ø  Wind energy plants; in 2008 maintenance and operation costs was 30,900 Euro per MW. In 2011 it is 19,200 Euro (38% percent decreasing on costs) (Source: www.yesilekonomi.com)

Ø  Solar energy capacity of Turkey is 380 billion kWh for every year and with looking for the 2011 data of Turkey’s electricity consumption is 229 billion kWh. Cost of setting up a solar energy plant that has 1 MW power is decreased to 1.5 million dollars. Turkish government purchases solar power from 13 cents according to Renewable Energy Law and gives 10 years purchasing guarantee.

Ø  Retrace interval of a solar energy plant that needs 4600 km2 is about 7 or 10 years. 

Ø  According to German Clean Energy Report, global clean energy market reached 2 trillion dollars and it will be 4.4 trillion dollars in 2025 in all over the World (Source: GreenTech made in Germany 3.0).

Main Photovoltaic Manufacturers in the World

Company
Country
Suntech
China
JA Solar
China
First Solar
USA
Sungen Solar
China
Trina Solar
China
Motech Solar
China
Q-Cells
Germany
Gintech
China
Sharp
Japan
Canadian Solar
China

Main Wind Turbine Manufacturers in the World

Company
Country
Vestas
Denmark
Sinovel
China
Goldwind
China
Gamesa
Spain
Enercon
Germany
GE Energy
USA
Suzlon Group
INDIA
Guodian United Power
China
Siemens Wind Power
Germany
Ming Yang
China

Conclusion

Today energy supply and energy consume is main discussing point of all over the World even energy search activities are in outside of the World to find more sources. At the same time effects of energy consuming is also researched because of such results air pollution, carbon diffusion and water pollution.

For finding not only renewable but also eco-friendly energy sources green energy concept is getting more important for every passing day. It’s related with mostly energy companies but at the same time all society are affected by energy source choosing.

Solar energy and wind energy are the most common examples of green energy concept that has 27 Billion Dollars at just 1st quarter of 2012 (Source: Bloomberg New Energy Finance). So not only ecological way but also financial way there is sharply increase on Green Energy usage for all over the World in order to provide not only competitive and cost-effective but also eco-friendly energy to meet with the surplusage demand at every turn.


 

25 Şubat 2013 Pazartesi

% 100 Ar-Ge Desteği



Ülkemizde Ar-Ge ve faaliyetlerine olan eğilim ve ilgi her geçen gün artmakta. Kurumumuz olarak ta zaman zaman yapmış olduğumuz firma görüşmelerinde bunu net bir şekilde görmekteyiz. Her ne kadar hedeflenenin gerisinde de olsak geleceğe yönelik umut verici olduğu da bir gerçek.

Ülkemizde Ar-Ge ye destek anlamında teşvikin şüphesiz ki merkezi olan TUBİTAK, bu güne kadar birçok destek program ile firmalara destek olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Son olarak ta Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı (1007 Programı) kapsamında Kamu Araştırmaları Destek Grubu (KAMAG) tarafından 18 Şubat'ta çağrıya çıktı. Çağrının başlığı “Elektrikli Araç Teknolojilerinin Geliştirilmesi” şeklindeyken, hedefinin ise “Elektrikli araç teknolojilerinden kritik nitelikte olan bileşenlerin yerli olarak geliştirilmesi ve buna bağlı olarak geliştirilen bu bileşenlerin kullanıldığı yerli bir elektrikli araç üretilmesi” olduğu açıklandı.

Elektrikli araç üretimi konusunda söz sahibi bir ülke konumuna gelmek isteyen Türkiye, bu bağlamda ilgili çağrıdan alınacak teşvikin %100 olduğunu (tabii ki Ar-Ge temelindeki faaliyetlere) ancak destek miktarının gelecek olan projelere göre değişkenlik gösterebileceğini de dip not olarak belirtmekte fayda var.

Program kapsamında üniversite, kamu ve özel sektör kuruluşlarının oluşturacakları Proje Yürütücüsü Kuruluşları (PYK), Ar-Ge faaliyetleri sonucunda elektrikli araç bileşenleri üretecekler.   Projelerin maksimum 4 yıl içinde bitirilmesi gerekiyor ve başvuru için deadline ise 24 Mayıs 2013.

TÜBİTAK Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı (1007 Programı) hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.



Futurallia 2013 İstanbul


5-6-7 Haziran tarihlerinde İstanbul önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacak. Uluslararası ikili görüşme etkinliği ve networking forumları düzenleme üzerine uzmanlaşmış Fransız firma Futurallia, 18. iş forumunu İstanbul’da düzenleyecek.

Futurallia daha önce Fransa, Kanada, Belçika, Polonya, Katar, ABD gibi farklı ülkelerde düzenlendi. Örneğin geçtiğimiz yıl etkinlik Fransa Lille’deydi. 25 farklı ülkeden 975 katılımcı ile gerçekleşen etkinlikte yapılan toplam ikili görüşme sayısı 6000’in üzerinde. 30’ar dakikalık bu toplantılardan firmanız başına en fazla 16 tane gerçekleştirebiliyorsunuz.

Bu 16 kısıtlaması elbette daha önceden takvimlendirilmiş, hangi masada, hangi saatte, hangi firmanın temsilcisi ile görüşeceğinizi bildiğiniz toplantılar için geçerli. Etkinlik alanında sınırsız bir networking imkanı var benzer birçok etkinlikte olduğu gibi. Yani Futurallia için de aynı kural geçerli: etkinlikten alacaklarınız, sizin istediklerinizle doğru orantılıdır!

İstanbul’daki etkinlik WOW Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Programın detayları belli oldu: http://futuralliaistanbul2013.com . Türk firmalar için katılım bedeli de belirlendi: 425 TL + KDV.

Geçen yıl Lille’de düzenlenen etkinlik ile ilgili fikir edinebilmek için şu videoya göz atabilirsiniz. Yorumlar elbette promosyona dayalı, yani negatif bir geri bildirim yok. Ama yine de etkinliğin kurgusu ile ilgili fikir veriyor.

Önümüzdeki günlerde etkinlikle ilgili daha detaylı bilgiler aktaracağız.
Fayda sağlayacağını düşünen firmalar için yakın bir fırsat olabilir, nötr olarak değerlendirmekte fayda var.
Bilgilendirmesi bizden.

17 Şubat 2013 Pazar

Kısa Kısa: Teknoloji Transferinde SSS




KısaKısa: Teknoloji Transferinde SSS

Son günlerde sıklıkla duymakta olduğumuz teknoloji transferi, ticarileştirme ve patent konularında sıklıkla karşılaştığımız sorulara kısa kısa cevaplar veriyoruz. Sizlerden yorum ve sorularınızı da bekliyoruz.

Teknoloji Transferi nedir?
Bilgi ve buluşların üniversite, araştırma merkezleri bünyesinden üçüncü partilere transferini ifade etmektedir. Bu transfer genellikle, lisanslama ve firma kurulumu (start up, spin-off) ile gerçekleştirilmektedir.

Teknoloji Transferinde Patent’in önemi nedir?
Patent, teknolojinin ticarileştirilmesinde ticari ortakların ilgisini çekmesi ve ortağa sağlayacağı yasal hakların avantajı nedeni ile çok önemlidir.

Araştırma sonuçlarımı Patent Başvurum öncesi açıklayabilir miyim?
Türkiye’de araştırma sonuçlarının bir yıl öncesine kadar buluş sahibi tarafından açıklanmış olması patentlenebilirlik kriterlerini kaybetmesine neden olmamaktadır. Ancak bu durum patent alma sürecini zorlaştırmaktadır. Benzer uygulama Amerika için de geçerlidir. Ancak EP (Avrupa Patent ) kapsamında patentlenebilirlik kriterleri bozulmaktadır.

Patent Hakları Sahibine veya Lisans sahibine ne sağlar?
Patent sahibi, patent korumasının geçerli olduğu bölgelerde üçüncü partilerin kullanımını, üretimini ve satışını engelleme haklarına sahiptir.

Lisans sahibi, lisans anlaşması içerisinde belirtilen bölge, uygulama alanı ve belirlenen süre vb. şartlar kapsamında patentin sağladığı yasal haklara sahiptir.

Materyal Transfer Anlaşması (MTA) nedir?

Bu anlaşma sizin işbirlikçilerinizle ve proje ortaklarınızla gerçekleştirdiğiniz Ar-Ge çalışmalarında onlara göndermekte olduğunuz veya onlardan almakta olduğunuz materyallerin içeriğine ve kullanım haklarına ait bilgilerin bulunduğu anlaşmadır. Ar-Ge sonuçlarının patente konu olması durumda hak iddia edebilmeniz için son derece önemli bir dokümandır. Gizlilik anlaşması ile de desteklenmelidir.

Sponsorlu Projelerde Hak Paylaşımı Nasıl Oluyor?
Sponsorlarınız ile proje kapsamının net olarak belirlendiği bir hak paylaşım sözleşmesi yapmanız gerekmektedir. Sözleşme kapsamında patent haklarının paylaşımı, lisanslama durumunda hak paylaşımı konuları da anlaşmaya dahil edilmelidir. Sponsorun buluş haklarına sahip olduğu durumlarda, araştırma kapsamının tam olarak belirlenmesi, proje kapsamı dışında araştırmacıya ait buluşa konu olabilecek buluş haklarının korunması için önem taşımaktadır.

Uluslararası Patent diye bir şey var mı?
Patent ile bölgesel koruma da sağlamaktadır. Genel olarak “Dünya Patenti” diye bir şey yoktur. Ancak PCT (Uluslararası Patent) ve EP (Avrupa Patenti) kapsamında yapılan anlaşmaya üye ülkeler için tek noktadan başvuru yapılabilmektedir. Türk Patent Enstitüsüne yapılan bir başvuru sonrasında 12 ay içerisinde rüçhan hakları kullanılarak EP, PCT ve üye ülkelerde ulusal girişler gerçekleştirilebilir.

Patent Sahibi ve Buluş Sahibi arasındaki fark nedir?

Patent sahibi, buluş hakları kapsamında patent başvurusu yaparak ”Başvuru dokümanın”da “Başvuran” olarak yazılan kişi veya hak devri ile haklara sahip olan kişidir. Patentten doğan yasal hakları kullanma hakkına sahiptir.

Buluş sahibi, başvuru dokümanında “Buluş Sahibi” olarak belirtilen ve buluşun gerçekleştirilmesi sırasında katkı koyan kişidir. Patent haklarından yararlanamamaktadır. Buluş sahibi ve patent sahibi aynı kişi olabildiği gibi birden fazla kişi deolabilmektedir.


Bir sonraki yazıda daha fazlası ile aşağıdakileri de cevaplayacağız. Sizin desorunlarınız varsa bizlerle paylaşabilirsiniz.

Start-up nedir ve hangi durumlarda lisanslamaya tercihe edilmeli midir?
Öğrenci olarak patent sahibi/buluş sahibi olabilir miyim?
PCT üzerinden patent başvurusu yapmak size ne kazandırır?





Twitter: @agulalanlar

Email: aykut.gulalanlar@ebiltem.ege.edu.tr

10 Şubat 2013 Pazar

Kitlesel Finansman – CROWDFUNDING



Daha önce yazdığım Kalabalıkların Gücü - Crowdsourcing başlıklı yazımı finansman konusunda ayrıntılandırarak genişletmek istedim. Crowdfunding yani Kitlesel Finansman dedikleri iş modeli, "farklı iş modellerinin" birden fazla kişi-kurum-grup tarafından fonlanmasını sağlayan ve projelerin hayata geçmesine destek olan bir sistem. Bu sistemin temelinde de "crowdsourcing" modeli yatıyor. 

Aslında crowdfunding sistemi kooperatifçilik ile benzerlikler taşıyor. Bildiğiniz gibi kooperatifçilik, birden fazla kurum veya bireyin bir araya gelecek hem finansal hem de iş gücü ortaklığı oluşturmasına deniyor. Bir diğer deyişle köylerdeki imece usulünün sermayeli ortaklıklara dönüşümüdür. 

Crowdfunding,  Nobel ödüllü Prof. Dr. Muhammed Yunus’un teorisi olan micro-kredi-finansman yaklaşımıyla da büyük benzerlikler taşıyor. Mikrofinans sisteminin internet devrinde kullanılan versiyonlarından biri ise Kiva Projesi. Amaç, ihtiyaç sahibi insanların hayatlarına bir yardım eli uzatmak. Kiva.org’un kurucusu Jessica Jackley’in bu sistemin ortaya çıkışını ve neler yaptıklarını anlattığı konuşmasını izlemenizi öneriyorum.

Bu sistemin önümüzdeki yıllardaki kullanım trendine bakacak olursak, Deloitte firmasının teknoloji alanındaki 2013 yılı tahminlerinin yer aldığı araştırmasına göre Crowdfunding pazarı 3 milyar dolar olacak. Rapor ayrıca, crowdfunding platformlarının yeni girişimlerin fonlanmasında risk sermayesi faaliyetlerini de tamamlayıcı rol üstleneceğini belirtiyor.

Bu sistemin işlerliği için tabi ki de yasal mevzuata dikkat etmek gerekiyor. Sonuçta işin mutfağında “para toplama” kavramı yer alıyor. ABD’ye baktığımızda, yeni çıkan “kitlesel finansman yasaları” ile bu sistem yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Yasanın ismi Jumpstart Our Business Startups Act (JOBS Act) ve geçtiğimiz Nisan ayında onaylandı. Türkiye’de ise durum biraz farklı cereyan ediyor. Yeni Türk Ticaret kanununda "Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacıyla yahut vaadiyle halka her türlü yoldan çağrıda bulunularak para toplanması yasaktır." maddesi bulunuyor. 

Crowdsourcing.org’un raporuna göre, dünya üzerinde 450’ den fazla Crowdfunding platformu mevcut (rapora göre resmi rakam 452). Bunların 191 tanesi ABD de faaliyet gösteriyor. Bu listeye bizden de 3 proje ekleyebiliriz. biayda.com, projemefon.com ve ortagiz.com.


Yurtdışından bazı Crowdfunding iş modelleri:

Platform İsmi
Hedef Kitlesi/Amaç
Teknolojiden sanata her türlü proje
Akademik Projeler
İnternet Teknolojileri
Kadın-erkek eşitsizliği
Mobil Teknoloji, Tüketim ürünleri…
Equity based Crowdfunding
Hayvanların korunması için fon
Diğer crowdfunding platfomlarının ayrıntılarına karşılaştırmalı olarak ulaşmak mümkün.

Bu platformların her birinde yer alan yenilikçi projeler, bize tam anlamıyla “inovasyon fuarı” havasını yaşatıyor. Girişimcilerin yayınladıkları en yeni projeler bir anlamda teknoloji kategorisindeki trendi belirliyor ve büyük firmaların da ilgisini kolay çekiyor. Çünkü kullanıcılar tarafından yüksek oranda fonlanan projeler bir anlamda rüştünü ispatlamış demektir. Rüştünü ispatlayan yani bu platformlardan topladıkları fonlarla başarılı olan projeleri (Kickstarter ve Indiegogo üzerinden) merak ediyorsanız http://outgrow.me takip edilebilirsiniz. Başarıyla fonlanan projelerin en popüleri kuşkusuz Pebble. Kickstarter’ da yayınlanan bu proje 10 milyon dolardan fazla fon topladı ve şimdi 150$’dan alıcılarını bekliyor.

Kickstarter platformunda teknoloji kategorisinde yer alan ve en fazla fon toplayan projelere göz atacak olursak, hayata geçmeyi bekleyen projelerin kendi sektörlerinde birçok dengeyi değiştirebilecek potansiyele sahip olduğunu görebiliriz. LIFX adındaki bu proje, ev ve işyeri aydınlatmasında oldukça iddialı. Benzer şekilde SmartThings’in projesi ise evinizdeki tüm eşyaların cep telefonunuzdan kontrol edilmesini sağlıyor. Bu projeleri gördükçe, nesnelerin interneti (Internet of Things) denilen olgunun hayatımızı ne derece değiştireceğini kestirmek hiç de zor olmuyor.



Kickstarter üzerinden projelerini yayınlayacaklara ön tasarım, modelleme ve tanıtım çalışmalarında destek olan firmalar bile kuruldu. Bu ekosistem, daha birçok farklı destek platformunun ve dikey iş modellerinin kurulmasına vesile olacağa benziyor.

Üniversitelerden çıkan buluşların ve yenilikçi projelerin fonlanmasında kullanılan mevcut ticarileştirme-yatırım araçlarının yanında bu platformların da kullanılması çok büyük avantajlar getirecektir. Tabi öncesinde var olan araçların işlerliğini arttırmak önceliğimiz. Teknoloji transfer ofislerinin kurulma sürecini yaşadığımız şu günlerde crowdfunding modelinin üniversite buluşlarına odaklanmış modelini görsek fena mı olur?




25 Ocak 2013 Cuma

Yazılımda Ar-Ge



Bilişim, dünyada en hızlı büyüyen sektörlerin başında gelmektedir. Bu alanda yapılan çalışmalar ve yatırımlar ülkemizde de teşvik edilmekte ve desteklenmektedir. Yazılım alanında faaliyet gösteren firmaların Ar-Ge ve yenilik çalışmalarının ulusal ve uluslararası destek programlarından etkin şekilde faydalanılarak arttırılması hedeflenmektedir. Bu kapsamda KOSGEB, TÜBİTAK, TTGV, Kalkınma Ajansları gibi çeşitli kurumlar hibe destek programları sunmaktadır. EUREKA, EUROSTARS ve AB 7. Çerçeve Programı gibi uluslararası programlar da firmalarımıza kaynaklar sağlamaktadır.

Bilim ve Teknolojide Ar-Ge ve Yenilik

OECD çatısı altında oluşturulan “Bilim ve Teknoloji Göstergeleri Hakkında Ulusal Uzmanlar Çalışma Komitesi”, 1963 yılından beri bu konu üzerinde çalışmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda, uluslararası genel kabul görmüş bilim, teknoloji ve yenilik sistemi kavramlarını içeren Frascati, Oslo ve Canberra Kılavuzları oluşturulmuş ve zaman içerisinde geliştirilmiştir.

10 Mart 2005 tarihli Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu’nun 2005/7 sayılı Kararı ve 2005/9 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca projelerin değerlendirilmesinde OECD tarafından hazırlanmış olan Oslo ve Frascati kılavuzlarındaki Ar-Ge ve Yenilik kavram ve tanımları dikkate alınmaktadır.

Frascatı kılavuzu Araştırma ve deneysel geliştirmeyi (Ar-Ge), "insan, kültür ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bu dağarcığın yeni uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmalar" olarak tanımlamaktadır (OECD, 2002).

Osla kılavuzuna göre Yenilik, "işletme içi uygulamalarda, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş bir ürün (mal veya hizmet) veya süreç, yeni bir pazarlama yöntemi ya da yeni bir organizasyonel yöntemin gerçekleştirilmesidir. Bir ürün yeniliği, mevcut özellikleri veya öngörülen kullanımlarına göre yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş bir mal veya hizmetin ortaya konulmasıdır. Bu; teknik özelliklerde, bileşenler ve malzemelerde, birleştirilmiş yazılımda, kullanıcıya kolaylığında ve diğer işlevsel özelliklerinde önemli derecede iyileştirmeleri içermektedir" denilmektedir (OECD, 2005).

Yazılımda Ar-Ge ve Yenilik Nedir?
Yazılım sürekli gelişen doğası nedeniyle bu alanda Ar-Ge çalışmaları ile rutin değişikliklerin ayrımının yapılması diğer sektörlere göre daha zordur. Yenilik unsuru, Ar-Ge’nin diğer faaliyetlerden ayrılabilmesi için ana ölçüttür.

Bir yazılım veya alt yapının yeni bir uygulamaya ya da müşteriye uyarlanması için yapılan değişikler Ar-Ge kapsamı dışında olmakla birlikte, bir yazılımın belirli modüllerinin yeniden tasarlanması, teknolojisinin ve yapısının değiştirilmesi çalışmaları yeni bir Ar-Ge çalışması olarak değer kazanmaktadır. Bu nedenle halihazırda kullanılmakta yazılımlara katma değer katacak çalışmaları Ar-Ge faaliyetleri olarak nitelendirebiliriz.

Aynı şekilde, belirli bir konuda çözüm sağlayacak yeni yazılımların Ar-Ge değeri kazanabilmesi için uygulamanın ortaya koyacağı çözümlerin pazardaki rakip ürünlere kıyasla önemli yenilikler sunuyor olması gereklidir. Yeni süreçlerin veya yöntemlerin geliştirilmesi, teknolojik üstünlük sağlanması, uygulama ve veri alanlarında gelişmelerin uyarlanması Ar-Ge niteliğinde çalışmalardır. Ayrıca, ülkemizde üretilmemiş olan bir yazılımın yeniden geliştirilmesi yoluyla dışa bağımlılığı azaltıcı şekilde katma değer sağlayan projeler de Ar-Ge desteklerinden faydalanmaktadır.

Frascati Kılavuzu, yazılım geliştirme çalışmalarının Ar-Ge ayrımını şu şekilde belirtmektedir (OECD, 2002):

Ar-Ge Sayılabilecek Yazılım Geliştirme Çalışmaları
  • Teorik bilgisayar bilimleri alanında yeni teoremler ve algoritmalar geliştiren Ar-Ge çalışmaları,
  • İşletim sistemleri, programlama dilleri, veri yönetimi, iletişim yazılımları ve yazılım geliştirme araçları düzeyinde bilgi teknolojisinin geliştirilmesi,
  • Internet teknolojisinin geliştirilmesi,
  • Yazılımların tasarımı, geliştirilmesi, kurulumu veya korunması ile ilgili araştırmalar,
  • Bilginin yakalanması, iletilmesi, depolanması, geri alınması, manipüle edilmesi veya gösterilmesi anlamında jenerik (doğurgan) yaklaşımlarda ilerlemeler sağlayan yazılım geliştirme çalışmaları,
  • Bir yazılım programı veya sistemi geliştirmek için gerekli olan teknoloji bilgisindeki boşlukları doldurmayı amaçlayan deneysel geliştirme çalışmaları,
  • Bilgisayar alanının uzmanlaşılmış dallarındaki yazılım araçları veya teknolojileri üzerinde gerçekleştirilen Ar-Ge (resim işleme, coğrafi veri sunumu, karakter tanımlaması, yapay zeka ve diğer alanlar).

Ar-Ge Sayılamayacak Yazılım Geliştirme Çalışmaları
  • Bilinen yöntemleri ve mevcut yazılım araçları kullanılarak ticari uygulama yazılımları ve bilgi sistemleri geliştirilmesi,
  • Mevcut sistemler için destek,
  • Bilgisayar dillerinin dönüştürülmesi ve/veya tercüme edilmesi,
  • Uygulama programlarına kullanıcı işlevselliğinin eklenmesi,
  • Sistemlerin hatalardan arındırılması,
  • Mevcut yazılımın uyarlanması,
  • Kullanıcı dokümantasyonunun hazırlanması.

Yazılım Ar-Ge ve Yenilik Çalışmalarına Batı-BİNOM desteği
EBİLTEM, BASİFED, TÜBİTAK ve bölgenin öncü kuruluşları tarafından hayata geçirilen Batı Anadolu’da 13 ilde çalışmalarını sürdüren "Batı Anadolu Bilişim ve Elektronik Bölgesel İnovasyon Merkezi" Batı-BİNOM, bilişim ve elektronik sektörünün küresel düzeyde rekabet edebilir olması, inovasyona ilişkin fırsatların yaratılması, sektör için bölgedeki inovasyon potansiyelinin harekete geçirilmesi, firmaların Ar-Ge ve inovasyon gücünün artırılarak rekabette güçlü kılınması amacını taşımaktadır.

Merkez, 2011 yılından beri girişimci, akademisyen ve firmalarımızın yeni fikir ve projelerini kuruluşlar, akademisyenler ve uzmanları bir araya getirerek sektörün inovasyon yapma yeteneğini artıran, teknoloji işbirlikleri ve projeler ile Ar&Ge potansiyelini geliştiren, en uygun finansal desteği bularak katma değeri yüksek projelerin hayata geçirilmesini sağlamaktadır. Bu kapsamda 44 girişimci ve firmadan proje talepleri Batı-BİNOM’a iletilmiştir. Proje talepleri konu uzmanları ile eşleştirilerek değerlendirilmelerinin yapılması sağlanmış ve 32 projenin çalışmaları Merkez’in yoğun katkılarıyla başlatılmıştır. Batı-BİNOM yardımıyla finansal destek başvuruları tamamlanan 11 projeden 8’i olumlu cevap alarak desteğe hak kazanmıştır.

Ar-Ge konusunda sorularınız ve projelerinizin Ar-Ge niteliğinin en üst düzeye çıkarılarak doğru desteklerden faydalanmanız için sizleri de Batı-BİNOM’a bekliyoruz.

Batı-BİNOM Proje Yöneticisi 


Kaynakça:

  • Frascati Kılavuzu Araştırma ve Deneysel Geliştirme Taramaları İçin Önerilen Standart Uygulama, ISBN 975-403-352-X - © OECD 2002
  • Oslo Kılavuzu Teknolojik Yenilik Verilerinin Toplanması ve Yorumlanması için Önerilen İlkeler, ISBN 975-403-362-5 - © OECD/AVRUPA BİRLİĞİ 2005

17 Ocak 2013 Perşembe

Enerjide Küresel Kaymalar: Kaya Deyip Geçme!


2012’nin en belirgin özelliklerinden biri olarak Çin’in küresel konumunu daha da çok konuşur hale gelmemizi söyleyebiliriz sanırım. Yayınlanan ciddi gelecek projeksiyonlarının çoğunda ABD’nin önüne geçeceği tahmin edilen Çin, en kritik alanlardan birinde daha liderliği devralmış durumda: patent başvuruları.

Çin’in bu baskın büyüme ve ilerleyişi küresel politik konumlanmaları sarsarak devam ederken ABD kanadını mutlu edebilecek bir veri açıklandı 2012 Kasımında. Uluslararası Enerji Kurumunun yayınladığı World Energy Outlook 2012 raporuna göre ABD, 2020 yılı itibari ile petrol üretiminde Suudi Arabistan’ı geçmiş olacak.  Tarihi boyunca günde 10 milyon varilin üzerine çıkamayan ABD’nin 2020 yılında günde 11.1 milyon varil petrol üretmesi bekleniyor. Son yıllarda aşağı yönlü bir seyir izleyen ABD petrol üretimi için böylesi bir sıçrama öngörülmesinin altında yatan sebep ise Şist kayalarından petrol ve gaz elde etme teknolojisi. Geliştirilen teknolojinin gaz ve petrol elde etme maliyetlerini makul seviyelere düşürmesi, enerji politikaları açısından bir kırılma yaratabilecek potansiyele sahip. Daha da somut örnek arayanlar için konuyu Türkiye’nin cari açığına dahi bağlayabiliriz. Zira yaşanan inovatif kırılma kömür fiyatlarını düşüreceği için, Türkiye dahil birçok ülkenin kömür ithalatında artış yaşaması bekleniyor. İnovasyonun küresel boyutta nelere yol açabileceği açısından hoş bir örnek olduğunu düşünüyorum.

Teknolojinin ortaya çıkışını takiben gözler doğal olarak rezerv sahibi bölgelere çevrildi. Burada da yine Çin’den söz etmek durumundayız! Enerji tüketiminde de Amerika’yı arkasında bırakan Çin şist rezervlerinden yararlanmak için çalışmalara başlamakta gecikmedi. ABD’deki çalışmalara görsel olarak göz atmak isteyenler ise böyle buyursunlar. Daha da detay isteyenleri blog yazarlarımızdan Özgür’ün şu yazısı ile baş başa bırakıyorum!

İnovasyon ile küresel enerji piyasasının bir bileşeni haline gelen şist kayaları, kısa vadede aktif bir oyuncu olacak gibi. Fakat hem ABD hem de Çin enerji teknolojileri alanında asıl kırılmaların yenilenebilir bataryalar, biyoyakıt gibi alanlarda gerçekleşeceğinin farkında O yüzden şist petrol ve gazı üzerindeki teknoloji geliştirme çalışmalarına paralel olarak bu alanlarda da yıkıcı yenilik arayışları devam ediyor, bize düşen ise elden geldiğince takip etmek…. 

14 Ocak 2013 Pazartesi

Büyüyen Elektronik Atık Tehlikesi



Teknolojinin ilerlemesi hayatımıza yeni kolaylıklar katmasına rağmen eskinin yerine hızla yeninin gelmesi elektronik çöplüğünün oluşmasına neden olmakta, çevreyi ve sağlığımızı olumsuz olarak etkilemektedir.
Elektronik atıklar yer kaplamaları ve zehirli maddeler içermeleri nedeniyle dünyada gittikçe büyüyen bir sorun haline gelmektedir. Uzmanlara göre dünyada hızlıca artış gösteren elektronik atıklar (kullanılan bilgisayar, monitör, yazıcı ve cep telefonları vs.) çevre için oldukça tehlike arz etmektir. Araştırmalar yılda yaklaşık 20 ila 50 milyon ton elektronik çöpün doğaya karıştığını göstermektedir. Dünyanın nüfus olarak en büyük ülkesi Çin’de kendi nüfusunun çoğunluğundan kaynaklanan elektronik çöplüğünün yanı sıra dünyanın dört bir yanından gelen atıkları da Guiyun kentinde barındırmaktadır. Kent halkı küçük işletmelerinde elektronik atıkların üzerindeki bakır ve altın gibi değerli maddeleri ayrıştırarak ekonomik gelir elde etmenin peşindelerken, geçim kaynağı haline getirdikleri atıkların ayrıştırılması işi sağlıklarını oldukça olumsuz yönde etkilemektedir. Guiyu’da yaşayanların % 88’inde cilt kanseri, sinir, solunum ve sindirim sistemi gibi rahatsızlıklar görülmektedir. Bu sorun sadece Çin’in Guiyu kentinin sorunu değil dünyadaki az gelişmiş olan ya da gelişmekte olan Afrika ülkelerinin de büyük bir sorunudur. Çin’in Guiyu kenti gibi Gana’nın başkenti Akra’nın eteklerinde dünyanın en büyük elektronik çöplerinden biri bulunmaktadır. Batı dünyasının gelişmekte olan ülkelere yaptığı bilgisayar bağışları, bugün dünyanın baş edemediği elektronik atık sorunu haline gelmiştir. Yoksulluğun kol gezdiği az gelişmiş bölgelerde e-atık çöplükleri yeni bir para kazanma yolu olarak görülmekte ve gün geçtikçe büyümektedir.
Gana’nın Akra şehrinde yanan siyah dumanlar ve bölgeyi saran pis plastik kokusu içerisinde insanlar hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin bilgisayar çağına adapte olmasını isteyen Batı ülkeleri, onlarca yıl boyu Batı Afrika ülkelerine bilgisayar bağışında bulunmaktadır. Ancak bu iyi niyetli yaklaşım tam olarak amacına ulaşmanın yanı sıra hayatlarını devam ettirmek sıkıntı yaşayan Afrika halkına tehlikeli bir sanayi oluşumuna neden olmaktadır. Özellikle Gana halkına ihtiyacı olandan daha fazla elektronik malzeme gönderilmektedir. Bu da normal atıktan daha fazla atık oluşmasına o da daha fazla çevre kirliliğine ve sağlıksız yaşam ortamına neden olmaktadır. Birleşmiş Milletlerin (BM) çevre programına göre yılda 50 milyon tondan fazla elektronik atık üretilmektedir. Avrupa bunun yaklaşık yüzde 25’ini geri dönüştürebilmekteyken geri kalan kısmını ise bağış adı altında az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelere göndermektedir. Büyük şirketlerin yasaların esnekliğinden faydalanarak ucuz donanımları, alt yapısı az gelişmiş olan ülkelere göndermeleri ve bu atıkların sadece çevre kirliliğine ve insan sağlığına zararlı hale gelmesinin yanı sıra siber suç kaynağı haline gelmesine de neden olmuştur. ABD Dışişleri Bakanlığına göre, Gana günümüzde siber suçların en yüksek olduğu ülkelerden biri haline gelmiştir. E-atık çöplüğünü mesken tutan hırsızların önemli bilgiler içeren sürücüleri çalmaya başlaması, e-atık çöplüklerinin zararlarının sadece çevreyle kısıtlı olmadığını göstermektedir. Birleşmiş Milletler e-atık çöplüklerinin bir nebzede olsa azaltmak için 1989 yılında Basel Anlaşması hazırlamıştır. Ancak birçok Avrupa ülkesi halen bu anlaşmayı imzalamamıştır. Örgüt hazırladığı bir raporla çevreye gösterdikleri duyarlılıklara göre büyük şirketleri listelemiş ve yayınlamıştır. Ancak bu liste çok fazla işe yaramamış olacak ki halen e-atık çöplükleri ile ilgili elle tutulur bir gelişme olmamıştır. Şu anda hayatımızı kolaylaştıran birçok elektronik aletin atık haline geldiğinde hayatımızı nasıl tehlikeye soktuğunu görmekteyiz. Bu durumun daha da ileriye gitmemesi için büyük elektronik şirketlerinin ve Avrupa ülkelerinin bir an önce bu duruma bir çare bulmalarını temenni etmekteyiz.